İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Emniyet genelgesi: Ses ve görüntü alınmasına yasak

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, protesto gösterileri sırasında ses ve görüntü alınmasını yasaklayan Emniyet Genel Müdürlüğü genelgesini paylaştı.

Genelgede, görevli polislerin ve sivillerin ses ve görüntü kayıtlarının sosyal medyada paylaşılmasının, “özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği” ayrıca ses ve görüntü almanın da polisin görevini yapmasını engellediği iddia edildi.

Genelgede, “Personelimizin görevini ifa ederken bu tür ses ve görüntü alınmasına tevessül edecek danışlara fırsat vermemeleri, eylemin veya durumun niteliğine göre kayıt yapan kişileri engellemeleri, kanuni şartlar oluştuğunda adli işlem yapmaları gerektiği hususlarında tüm personelimizin bilgilendirilmesi” ifadeleri de yer aldı.

ÇHD İstanbul Şubesi’nin paylaşımında ise şunlar kaydedildi:

“İçişleri Bakanlığından 1 Mayıs öncesi personelini garantiye alma genelgesi. Personeliniz görevini ifa ederken işkence yaparsa kayıt da alınır, delil de toplanır. Çünkü tekrarla, işkence yapmak görev sınırlarınızda değil, suçtur!”

DEVA PARTİSİ’NDEN ÇAĞRI

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, “Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Ses ve Görüntü Kaydı Alınmasının Engellenmesi ve Kayıt Alan Kişilere Adli İşlem Yapılmasına Dair Genelgesi” hakkında basın açıklaması yaptı.

Yeneroğlu, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, “Bu genelgeyi derhal iptal etmesi çağrısında bulunuyoruz” dedi.

“ÜZERİNE ÖRTER” UYARISI

Yeneroğlu genelgenin toplumsal olaylarda polislerin ölçüsüz müdahalede bulunmasını kolaylaştırma amacını taşıdığını belirterek, “Ses ve görüntü kaydının engellenmesine dair polislere verilen talimat, hukuka uygun olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin polis tarafından hukuka aykırı olarak ölçüsüz müdahale ile dağıtılması sırasında işlenen yaralama ve öldürme suçlarının üstünün örtülmesi sonucunu doğuracaktır” dedi.

Bu genelge; Anayasal hakların kullanımının sınırlandırılması ve işlenen suçların cezasız bırakılması politikasının son halkasıdır” diyen Yeneroğlu, şöyle devam etti:

“Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 27.04.2021 tarihli ‘Ses ve görüntü kaydı alınması’ konulu emniyet teşkilatına yönelik kurum içi genelgesi sosyal medyaya yansıdı. Bu genelgede EGM, görevleri sırasında polislerin ve olay yerindeki vatandaşların video ve fotoğraflarının çekilmesini ve seslerinin kaydedilmesini özel hayatın gizliliğini ve kişisel verilerin korunmasını ihlal olarak değerlendirmiştir. Genelgedeki bu ön kabulün devamında polislere, ‘personelimizin görevini ifa ederken bu tür ses ve görüntü alınmasına tevessül edecek davranışlara fırsat vermemeleri, eylemin veya durumun niteliğine göre kayıt yapan kişileri engellemeleri, kanuni şartlar oluştuğunda adli işlem yapmaları’ talimatı verilmiştir. Genelgede polisin ses ve görüntüsünün kaydını almak, görevi yaptırmamak için direnme fiili olarak değerlendirilmiş ve bu fiile karşılık olarak duruma göre uzaklaştırma, yakalama ve diğer gerekli kanuni işlemleri yapma emri verilmiştir.

EGM’nin genelgesinde yaptığı değerlendirmelerin bütünüyle yanlış olduğunu vurgulayan Yeneroğlu, “Toplumsal olaylarda polisin faaliyeti özel hayat niteliğinde değildir. Dolayısıyla özel hayatın gizliliği hakkının korumasından da yararlanılması mümkün değildir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu; kişilerin gizli yaşam alanına rızaları dışında girilmesini veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ve kaydedilmesini cezalandırılmayı amaçlamaktadır” dedi.

“ANAYASA’NIN BİR PARÇASI”

Yeneroğlu şunları kaydetti:

“Umuma açık bir alanda, özel hayat niteliğinde olmayan ve kamunun haber alma hakkının kapsamındaki olaylar sırasında hem polislerin hem de diğer vatandaşların fiillerinin ses ve görüntü kayıtlarının alınması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmayacaktır. Toplumsal olaylar sırasında ses ve görüntü kaydı alınması; vatandaşların Anayasa’nın 26. maddesine göre haber alma hakkının, basın mensuplarının ise Anayasa’nın 28 ve 30. maddesi açısından basın hürriyetinin bir parçasıdır. Vatandaşların umuma açık alanlarda ses ve görüntü kaydı alması ise mevzuatımıza göre serbesttir. Toplumsal olayların özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilemeyeceği açık olmakla beraber Yargıtay içtihatlarına göre bu hallerde dahi eğer bir suçun ispatına yönelik olarak kaybolma olasılığı bulunan bir delilin muhafazasını sağlamak üzere ses ve görüntü kaydı yapılmışsa suç olmadığı gibi ses ve görüntü kaydı da hukuka uygun bir delil niteliği kazanmaktadır.”

“KANUNSUZ EMİRDİR”

EGM’nin polislere verdiği talimatın Anayasa’nın 137. maddesine göre kanunsuz emir niteliğinde olduğunu ifade eden Yeneroğlu, “Toplumsal olaylar sırasında polislerin ölçüsüz müdahalelerde bulunarak yaralama, taksiren veya kasten öldürme suçlarını işlemesi hallerinde neredeyse tek delil fotoğraf ve video kayıtları olmaktadır” görüşünü paylaştı.

Yeneroğlu, “Kayıt alınmasının engellenmesi talimatının iyi niyetle ve kamu yararı amacıyla verildiğini düşünmek mümkün değildir” diyerek, “Temel hak olan haber alma ve haber verme kapsamındaki fiillerin Anayasa’ya aykırı olarak ve kanuna dayanmadan bir genelge ile yasaklanması hukuka aykırıdır. DEVA Partisi olarak, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne hukuka aykırı bu genelgeyi derhal iptal etmesi çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP’Lİ KABOĞLU: ŞİDDETİN ÖZENDİRİLMESİDİR

CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu ise, “Emniyet Genel Müdürlüğünün, kolluğun özgürlüklerin kullanımına müdahalesinin görüntülenmesini yasaklayan genelgesi, sadece sansür degil; ayrıca şiddetin özendirilmesidir. Bu nedenle Genelge, “işkence ve eziyet yasağı” ihlalidir. EGM, Anayasayı ihlal etmekte ve hatta suç işlemekte” dedi.

İlk yorum yapan siz olun

    Yorum Yapın...