İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İstanbul Sözleşmesi’nin 10’uncu yılı! 19 ülkeden çağrı

Bugün, İstanbul Sözleşmesi’nin imzaya açılmasının 10’uncu yılı. Türkiye, Mart ayında sözleşmeden çekildiğini duyurdu. Kadın örgütleri, hükümetin bu kararla kadına karşı şiddetle mücadeleden vazgeçtiği görüşünde.

“İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin imzaya açılmasının üzerinden 10 yıl geçti.

DWTürkçe’den Burcu Karakaş’ın haberine göre, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılan sözleşmeyi imzalayan ilk ülke olan Türkiye, 20 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı kararıyla sözleşmeden çekildiğini duyurdu. Kadın örgütleri, 2014 yılında yürürlüğe giren sözleşmenin 10’uncu yılı vesilesiyle, İstanbul Sözleşmesi’nin gerekliliğini ve önemini vurgulayan açıklamalarını bir kez daha yineliyor.

Toplumsal cinsiyet temelli her türlü şiddete karşı olan “İstanbul Sözleşmesi,” şiddet sorununa dair bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı uluslararası sözleşme olarak biliniyor. Sözleşme, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetle mücadele yöntemlerine ilişkin taraf ülkelere yükümlülükler getiriyor.

İstanbul Sözleşmesi’nin 10’uncu yılı sebebiyle anlaşmanın imzacısı olan Avrupa Konseyi üyeleri geçen hafta yaptıkları açıklamada, sözleşmenin kriterlerinden uzaklaşmaya yönelik adımları kınadı. Sözleşmenin yazım aşamasında katkılar sunan, sözleşme imzaya açıldığında da çekincesiz imzalayan ve onaylayan Türkiye, bu kriterlerden uzaklaşan ülkeler arasında bulunuyor.

“HÜKÜMET ‘KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE YOKUM’ DİYOR”

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü İlke Gökdemir, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ndeki rolüne dikkat çekilmesi gerektiğini söylüyor. “Avrupa Birliği kanadında İstanbul Sözleşmesi oluşturulurken ve bunun tartışmaları yürürken, Türkiye bu tartışmaların içerisindeydi. O dönemin hükümetinden konuyla ilgili kişiler bütün bu sürecin içerisindeydi ve farkındaydılar” diyor.

Gökdemir’e göre, İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olunması, Türk hükümetinin kadına yönelik şiddetle ilgili eylem planlarını işlerliğe sokmak istediğine dair bir irade göstergesiydi. “Oysa şimdi geldiğimiz noktada hele de İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak gibi bir şeyi çok açıklıkla deklare ettiği düşünülürse bir şeyleri daha iyiye evriltmeye dair hiçbir irade göstermediğine imzasını atmış oluyor. Bugünkü hükümetin ‘Artık kadına yönelik şiddetle mücadelede ben yokum’ dediğini anlayabiliriz” diye ekliyor.

#İstanbulSözleşmesi10Yaşında İLE SOSYAL MEDYA KAMPANYASI

İstanbul Sözleşmesi’ne imza atılmasının ardından, sözleşmede yer alan ilkelere bağlı kalınarak “6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” hazırlanmıştı. Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında hazırlanan en önemli kanun böylece 20 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Ancak Türkiye, bu tarihten dokuz sene sonra, yani 20 Mart 2021 tarihinde 6284 Sayılı Kanun’a dayanak olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı aldı.

Kadınlar kararı protesto etmek için ülkenin dört bir yanında protesto gösterileridüzenledi. Kadın örgütleri, barolar, sivil toplum kuruluşları ile CHP, İYİ Parti ve DEVA Partisi, kararın iptali için Danıştay’a başvurdu. Danıştay’a yapılan başvurularda, kararın hukuken hükmünün olmadığı, Türkiye’nin kanunla yürürlüğe giren bir uluslararası sözleşmeden Cumhurbaşkanlığı kararıyla taraf olmaktan çıkarılamayacağı, sözleşmenin Meclis iradesi yok sayılarak feshedilmesinin olmadığı belirtildi.

Son olarak Nisan ayında, sözleşmenin 1 Temmuz 2021’de sona ereceğine ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Kadınlar bugün #İstanbulSözleşmesi10Yaşında etiketiyle sosyal medya kampanyası yapacak.

“BU HAMLE MUHTEMEL KATİLLERE CESARET VERDİ”

Kadın hakları savunucusu avukat Selin Nakıpoğlu, Türkiye’nin sözleşmeden imzasını çekmesini “siyasi bir intihar” olarak tanımlıyor. “Bir kişi dedi ve ulus iradesine rağmen ilk kez bir insan hakları sözleşmesinden imza çekildi. İrademiz yok sayıldı” diyor. Nakıpoğlu, bundan iki sene önce sözleşmenin ruhu ile alakalı olmayan demeçlerle yalan dolu bir süreç başladığını ve bu sürecin çekilme kararı ile sonlandığı görüşünde. “İktidar şunu demiş oldu: ‘Ben kadınları, çocukları, LGBTİ+ları erkek şiddetine karşı korumasız bıraktım ve bunda sorun görmüyorum.’ Bu hamle muhtemel katillere cesaret verdi. Geçtiğimiz Mart ayında sadece 12 saatte altı kadın erkekler tarafından öldürüldü” diyor.

Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) İstanbul Sözleşmesi’nin 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdiği günden bu yana uygulanmış olsaydı yaşanacakları madde madde sıraladı. Listede, “Kadın Erkek Fırsat Eşitliği değil, Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu kurulacaktı,” “Ülke çapında Alo Şiddet Hattı, kadın danışma merkezleri, yeterli sayıda sığınaklar, cinsel şiddet kriz merkezleri açılacak, şiddete maruz kalanlara gerekli destek verilecekti,” “Öldürülmüş kadınların çantalarından koruma kararları çıkmayacaktı,” “Şiddet uygulayıp bir de görüntülerini yayarak övünen erkekler cezalarını olması gerektiği gibi alacak, yeni şiddet olaylarını teşvik edemeyecekti” gibi ifadeler var.

Avukat Selin Nakıpoğlu da sözleşmenin tek bir maddesinin bile uygulanmadığına dikkat çekerek, “Sözleşme kadına yönelik erkek şiddetini zaten önleyemedi ki’ diyenler bundan sonra da olacak şiddet vakalarının sorumlusudur. Kadın bedeni iktidarın sınır tanımayan kuşatması altındadır. İstanbul Sözleşmesi şiddetin ortaya çıkamayacağı bir toplum tahayyül eder. ‘İtaat-emanet-fıtrat’ diyenlerin karşısındadır. Bunu sindiremediler” diye ekliyor.

19 ÜLKEDEN TÜRKİYE’YE ÇAĞRI

İstanbul Sözleşmesi’nin 10’uncu yıldönümünde 19 ülkenin Ankara’daki dış temsilciliği Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararını yeniden gözden geçirmesini istedi.

19 ülkenin Ankara büyükelçilikleri İstanbul Sözleşmesi’nin 10’uncu yıldönümü nedeniyle ortak bir açıklama yaptı.

“Herkes için, daha iyi bir gelecek için İstanbul Sözleşmesi” başlıklı açıklamada büyükelçiler, Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararını yeniden gözden geçirmesini umduklarını belirtti.

Açıklama, Avusturya, Belçika, Çekya, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve Yeni Zelanda’nın Ankara büyükelçilikleri tarafından yapıldı.

Türkiye’nin, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve mücadelesine ilişkin İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayan ilk ülke olduğu vurgulanan açıklamada, o tarihten bu yana kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi, bunlarla mücadele konusunda eşit haklar, kadınların katılımı, liderliği ve ulusal mevzuat açısından çok ilerleme kaydedildiği ifade edildi.

“ÇEKİLME KARARININ İPTAL EDİLMESİNİ UMUYORUZ”

Ankara’nın 2011 yılından itibaren on yıl boyunca sözleşmeye önemli ve takdire şayan katkılarda bulunduğu belirtilen açıklamada, “Bu nedenle, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının 10’uncu yıldönümü vesilesiyle, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin aldığı çekilme kararını iptal etmesi umudumuzu içtenlikle ifade etmek isteriz” denildi.

Açıklamada, “Türkiye’nin kaydettiği ilerlemeyi takdir ederek, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini Sözleşme’ye aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddetin kabul edilemeyeceği, özel veya ailevi bir mesele olarak değerlendirilemeyeceği bir anlaşma olarak bakmaya çağırıyoruz” ifadesine yer verildi.

Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de Covid-19 salgını sırasında kadına yönelik şiddetin arttığına vurgu yapılan açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptal edilmesinin, Türkiye’nin kadınların korunması için çizilmiş bu kapsamlı çerçeveyi muhafaza etmesi adına yararlı olacağı kaydedildi.

ULUSAL ÖNLEMLER YETERSİZ

Açıklamada, ulusal önlemlerin tek başına İstanbul Sözleşme’siyle aynı koruma düzeyine ulaşmadığına da vurgu yapılarak, iddia edildiği gibi cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ile ilgili de gizli bir gündemin sözleşmede yer almadığı ifade edildi. Açıklamada, “Sözleşme, ulusal hukuk sistemlerinin bu yönde uyarlamasını gerektirmez. Devletler, İstanbul Sözleşmesi’ni ulusal kararlarıyla eşgüdümlü biçimde uygulamak için yeterli yollara sahiptir ve aynı zamanda bu husus, Devletlerin, bütün insanların, LGBTQI’lilerin de dahil olmak üzere, haklarını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor” denildi.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde imzaya açıldı, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi. Sözleşme, Avrupa’da cinsiyete dayalı şiddeti önlemek, şiddet mağdurlarını korumak ve failleri cezalandırmak için yasal olarak bağlayıcı standartlar belirleyen ilk araç olarak değerlendiriliyor.

Kadına yönelik şiddeti önlemek ve mücadele etmek için en kapsamlı yasal çerçeveyi sunan sözleşme, 34 üye ülke tarafından onaylandı. Sözleşme bir yandan önleyici düzenlemeler getirirken diğer yandan da şiddete maruz kalan veya bu tür bir şiddet riski altında olan kadınların desteklenmesini ve korunmasını teşvik amacını taşıyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, 20 Mart 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını açıkladı. Sözleşmenin Türk aile yapısına uygun olmadığı gerekçe olarak sunuldu.

Kaynak: DWTürkçe

İlk yorum yapan siz olun

Yorum Yapın...